11 Eylül 2011 Pazar

Kore'de Eğitim

Kore'de eğitim diye başlık kullanınca ister istemez birçok kuşbeyinli bana "ben de Kore'de okumak istiyorum, nasıl gidilir vs." şeklinde sorular soracaklar. Sözüm onlara değil, Kore'deki yüksek lisans ve doktora eğitimini merak edenlere.
Kore'de

1. Profösör demek hoca demek. Profösör üniversitedeki bir pozisyon ya da akademik ünvandan ziyade bizim hoca kelimesi ile tabir ettiğimiz kişileri tanımlamak için kullanıyor.
2. Lab demek yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin ofisi demek. Deneysel çalışmaların yapıldığı yerler experimental facilities/labs olarak geçiyor.

Yüksek lisans ve doktor öğrencileri (research students- grauduate researcher olarak tabir ediliyorlar) full time ya da part time olarak ikiye ayrılıyor. Full time olarak nitelenler bizim ülkemizdeki araştırma görevlileri gibi fakat onlardan farklı olarak çalışan/devlet memuru statüsünde değiller. Öğrenci sayılıyorlar. Part time öğrenciler dışarıda (sanayide vs.) işi olup yüksek eğitimini devam ettirenler. Onlar sadece hafta sonları veya müsait bir günde profösörle yapılan toplantılarda araştırmaları hakkında bilgi veriyorlar, profösöre danışıyorlar.
Her profösörün bir labı (vibration and noise gibi resmi adları olsa da hocanın adıyla anılıyor, mesela Ahn's lab, Choi's Lab, Park's lab gibi) ve aşağı yukarı 8-10 öğrencisi bulunuyor. Labların her birinin profösörün ve üyelerinin belirlediği kuralları var. Mesela sabah 9'tan akşam 21:30'a kadar çalışılması, yemek saatlerinin 12-13 arası ve 17-18 arası olması, lab liderinin bulunması gibi. Kore'de çalışmak kelimesi (studying diyorlar) bizdekinden farklı. Biz elimizde bir iş olursa uzun veya kısa vadede onu bitiririz ve boş boş otururuz. Kore'de ise herkes çalışma saatlerinde bir şeyle meşgul olmak zorunda. Buna riayet etmeyenler doğrudan tembel (lazy) olarak damgalanıyor. Kimileri Korelilerin bir iş çok hızlı bitirdiğini söylese de ben bunun bir örneğini şimdilik göremedim. Benim etrafımdaki insanlar pratik düşünme kabiliyetine sahip değiller. Amma Kore'de derslerin içeriği hemen hemen lüzumsuzu atma, esaslı olanı öğrenciye vermek şeklinde düzenlendiği için Koreli öğrencileri bilgileri temelli, sağlam. Birçok lisans seviyesindeki derslerin notlarını incelediğimde içimde bir boşluk oluştu. Türkiye'de boşa akan musluk gibi dersler, ders saatleri heba ediliyor.
Söylemeden geçemeyeceğim bir konu da Koreli öğrencilerin vizyonlarının çok geniş olmaması. Kendilerine öğretilenle yetiniyorlar, merak (entellektüel bir merak) hemen hiç yok. Eğitim sistemi gençleri tamamen kavramış, hamuru şekillendirdiği gibi şekillendiriyor. Ama bağımsız düşünce, dünyayı tanıma (mesela bizdeki gibi la liga maçlarını takip etme vs) gibi şeyler yok. Kendi ülkelerinden dışarısı onları pek ilgilendirmiyor. Çalışmak için zaten ülkelerinde yeterince iş imkanı var. İngilizce'ye çok çalışıyorlar fakat TOEIC'ten yüksek puan alıp daha iyi bir işe girmek için. İngilizce öğrenip dünyayı tanımak, okumak gibi bir merakları yok. Belki bu yüzden konuşmaktan da çekiniyorlar.

Hiç yorum yok:

Mein Faust

- Dein erstes Wort war NEIN...
- Und wird das letzte sein.

Que peut un homme?


İzleyiciler